انتحال و تر حقى جمعيتى

The Committee of Undertaking and Plagiarism

Barış Manço etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barış Manço etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2012

Gün


Gözlerim kurşun gibi ağır ağır açıldı bu sabah,  merhaba dünya. Penceremdeki güvercin, tahta masam, boş şişeler, can dostum Çomar merhaba. Tatlı komşu Ayşe teyze, emekli Salih öğretmen; yeni bir gün doğdu merhaba. Dostlar merhaba... Yeni bir gün doğdu... Merhaba... 

Hava ayaz mı ayaz ellerim ceplerimde 
Bir türkü tutturmuşum duyuyorsun değil mi? 
Çalacak bir kapım yok mutluluğa hasretim
Artık sokaklar benim görüyorsun değil mi?

Zaman akmıyor sanki, saatler durmuş bugün.
Sonsuz yalnızlığımda bir tek sen varsın bugün
Ya dön bana artık duyuyor musun beni? 
Ya çık git dünyamdan anlıyorsun değil mi? 

Bir resmin kalmış bende, tam ortadan yırtılmış
Hani siyah kazaklı biliyorsun değil mi? 
Gözlerimden süzülen birkaç damla anıda
Senin sıcaklığın var anlıyorsun değil mi?
                 *         *          *
Kim demişse iki gönül bir olunca
Samanlık seyranmış bir de bana sorsa
El kızı doyar mı çavdar ekmeğiyle 
Babası büyütmüş baklava börekle

Geriye ne kaldı bir kuru sevdayla 
Ne köy olur benden ne de kasaba

Gerçekler yaşam gibi ağır ağır önümden geçiyor
Yine de merhaba (Ne köy olur senden ne de kasaba)
Bir yaşam gerçek gibi ağır ağır sonuna geliyor
Son bir merhaba

Çoktan uçmuş güvercin, tahta masam devrilmiş, can dostum Çomar uykuda. Tatlı komşu Ayşe teyze, emekli Salih öğretmen; hepinize, hepinize elveda. Dostlar elveda... Gözlerim kurşun gibi, ağır ağır kapandı bu gece. Elveda...



Barış Manço, Yeni Bir Gün

11 Ekim 2011

Dert


   
   Sözüm meclisten dışarı dostlar, bu günlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum. Hani, dilim dilim doğrasalar beni, Marmara, Ege, Karadeniz ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum. Derdim öylesine büyük ki dostlar, kırka yarıp yine kırka bölseler ve kırk bostana gübre diye serpseler, kırk bin tane ot biter de kırk bin derde deva olur diyorum.
   Ne oldu bana böyle, durup dururken? Oğlan aldı başını gitti, kız zaten lafımı dinlemezdi. Düğmem kopuk, paçam sökük, oramda buramda çengelli iğneler. Bir de çengelli iğne nazar bozar derler. Hanımın çorabı kaçık, başında bigudiler. Karabaş bile, Karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor. Övünmek gibi olmasın ama, dostlar, kendimi hıyar gibi hissediyorum. Hani ince kıyım doğrasalar beni, Akdeniz cacık olur diyorum. Ve hatta Atlas Okyanusu ve hatta Hint Okyanusu ve hatta hatta Büyük Okyanus bile cacık olur diyorum. Böyle cacığa rakı mı dayanır?
   Çivi çiviyi söker derler, soğuktan donanı buzla ovarlar. Ben zaten yanmışım dostlar, peki beni fırına mı koysalar? Zeytin suyuna kuru ekmek, böyle gelmiş böyle gidecek...



   Barış Manço, Cacık