(...)
Ruhunun sesi:
- Yaşamak mı? Nasıl yaşamak? diye soruyordu.
- Eskiden nasıl yaşıyorsam öyle. İyi ve huzurlu.
- Eskiden iyi ve huzurlu muydun?
İlyiç yaşantısının en iyi anlarını sıraladı hayalinde. Fakat bu anlar ona eskisinden farklı görünüyordu. Çocukluğuna ait olanlardan başka hepsi... Orada, çocukluğunda gerçekten iyi olan, yeniden dönebilse tekrar yaşamaktan zevk alacağı şeyler vardı. Fakatbunu yaşayabilecek o adam değildir artık. Sanki bu anılar başka birine aitti.
Yani bugünkü İvan İlyiç'i oluşturan çocukluğun sevindirici olayları şimdi gözünün önünde eriyor, dağılıyor, değersiz bir hâl alıyordu. O günlerden uzaklaşıp bugüne yaklaştıkça, en değerli olan şeyler şüpheler içinde boğuluyordu. O zamanlar yine birşeyler vardı. Neşe, arkadaşlık, umut...
Fakat üst sınıflara geçtikçe bu da azalıyordu. Valinin yanında görev yaptığı ilk zamanlarda da biraz iyi birşeyler vardı. Bunlar aşkla ilgili hatıralardı. Sonra herşey karışıyordu. İyi şeyler azalıyordu. Daha sonra da gitgide azalıyor ve kayboluyordu.
