انتحال و تر حقى جمعيتى

The Committee of Undertaking and Plagiarism

3 Ocak 2014

Örtü

    (...)
   - Yanlış anladın, anne. Nasıl diyeyim?... Yani senin anlayacağın, işten çıkarıldım. Artık daire falan yok. 
   Ayşe'nin rengi birdenbire bembeyaz oldu. Dudakları birbirine yapıştı. Gözü bir an yerdeki kilimin acayip motifine takıldı. Bu, ne olduğu belirsiz, karışık bir şekildi. Sonra bir şey söylemeden çıktı, ocağa bakmaya gitti. Kazanın altında alevler türlü garip biçimler alıyordu. Hayatın düzeni bozulmuştu, her şeyi karmakarışık görüyordu. 
   Yarım saat sonra haber verdi: 
   - Su hazır. 
   Süleyman, vücudunu çıplak görünce kendini biraz yadırgadı. Her yıkanışta bu böyle olurdu. "İnsanlar vicdanları gibi vücutlarını da hep örtülü görmeye alışmışlar" diye düşündü. Kendi kendini inceledi. Hiçbir sakatlığı yoktu. Hafif bir kıl tabakasıyla örtülü göğsü, karnı, kol ve bacakları gergin ve taze bir deriyle kaplıydı. Adaleleri sert ve kuvvetli görünüyordu. Erkekliğinin en olgun çağında kullanılmamasına karar verilmiş, işe yaramaz hurda otomobiller gibi ıskartaya çıkarılmıştı. Kendi kendini alıcı gözüyle şöyle bir tarttı:
"Eğer zengin bir dul görse, kuş sütüyle beslemeyi düşünür," dedi; "ya bir fabrika sahibinin eline geçsem, herif kim bilir kaç kilo yük taşıtmayı hesaplardı." Aklı birdenbire annesine gitti. Bakanlık emrini öğrenince rengi bembeyaz olmuştu. Neden o kadar üzülmüştü? Sakın onun da kendine göre birtakım gizli hesapları olmasın? Öyle ya! Kadın şimdi neyle geçinecek? Vaktiyle sermayesini koyduğu bir maden ocağı artık işlemez olmuştu. İflas. Tamam!.. Genç adam birdenbire içerledi. Demek ki her an annesine bakmak zorundaydı. Bunu hiçbir zaman bu kadar kuvvetle sezmemişti. Kendisi için çalıştığını sandığı günlerde bile meğer hep onun için çalışıyormuş. Küçük bir sarsıntı her şeyi suyun yüzüne çıkardı. Artık bilinçaltı iflas etti, köşede bucakta ne varsa ortaya döküldü, gizli kapaklı duygular, içten pazarlıklar, her şey. İflas! Ruhunun camekânında bir ilan:
   "İş bırakımı dolayısıyla bütün mallarımız sermayesine satılacaktır. Giriş serbesttir."
   Beğen beğendiğini al: bencillik, kin, nefret, isyan, başıboşluk ve daha bir sürü şey. Ve açıkça görüyordu ki, eskinden olduğu gibi bundan sonra da annesine bakmak zorundaydı. Hayatını keyfinin istediği gibi kullanmaya yetkisi yoktu. Yani eskiden tutsaklığını özgürlük sanan bir tutsaktı, şimdi ise gene tutsaktı, ama tutsak olduğunu biliyordu. 
   (...)



   Cevdet Kudret, Karıncayı Tanırsınız 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder